Perşembe 19 Şubat 2026 - 16:37
İslam’a Karşı Mücadelenin Yeni Dönemi; Savunmacı Yaklaşımın Yanında Saldırı Stratejisinin Gerekliliği / Ramazan Ayında Ülke Genelinde 50 Bin Tebliğcinin Görevlendirilmesi

Havza / Ayetullah Ârafi: "Bugün dinî faaliyetlere yönelen bir gencin değeri; İslam İnkılabı döneminde fedakârlık yapan gençten çok daha yüksektir. Neden? Çünkü biz o gençlik döneminde her gün en fazla iki üç farklı söylemle karşılaşıyorduk; oysa bugün aziz gençlerimiz binlerce gayr-i ilahî ses ve çağrının etkisi altındadır. Bu kadar çok saptırıcı unsur, bugünün gencini kuşatmış durumdadır.”

Havza Haber Ajansı muhabirinin aktardığına göre, İlim Havzaları Genel Müdürü Ayetullah Ali Rıza Arafi mübarek Ramazan ayı arifesinde Feyziyye Medresesi’nde düzenlenen ve havza öğretim üyeleri, tebliğciler ve talebelerle gerçekleştirilen samimi toplantıda, mevcut hassas şartlara ve inkılap dönemine dair kişisel tecrübelerine değinerek; kültürel mücadele alanının doğru ve derinlemesine tanınmasının ve ruhaniyetin tebliğ alanında sahada etkili bir şekilde varlık göstermesinin gerekliliğini vurguladı.

Ayetullah Arafi konuşmasının başında, gençlik dönemine dair bir hatırayı anlatarak şöyle dedi: “Yaklaşık elli bir yıl önce, on–on bir yaşlarında bir genç olarak ilk kez Feyziye Medresesi’ne girdiğim gün, SAVAK mensuplarının Feyziyye’ye baskın yaptığını ve talebelerin, İmam’ın (r.a.) bildirisini panodan indirmelerine engel olmak için onların etrafında halka oluşturduğunu gördük. SAVAK görevlileri arkalarını döndüklerinde talebeler bağırıyor, geri döndüklerinde ise herkes sakinleşiyordu. Feyziyye’deki ilk günümüz böyle çok ilginç bir hadiseyle geçmişti.”

Bu hatırayı ruhaniyetin kimliğinin bir göstergesi olarak niteleyen Ayetullah Arafi, şunları vurguladı: “Havza kurumu ve ruhaniyet, tam bir cesaret ve dirayetle bütün bela dalgalarına karşı dimdik durmalıdır. Ruhaniyetin esası budur. Düşmanlar bilmelidir ki ruhaniyet, halkın hizmetkârıdır; görevinin başındadır ve Allah’ın dini uğrunda tam bir cesaretle, korkusuzca ayakta durmaktadır.”

İlim Havzaları Genel Müdürü, sözlerinin devamında, 1980’li yıllarda Yüce Rehber’den bir hatırayı da aktararak şunları söyledi: “Cumhurbaşkanlığı döneminden önce, bir gece Mescid-i Azam’da bir sohbet ve soru-cevap programı düzenlenmişti. Kendileri beş-altı saat boyunca ayakta soruları cevapladılar. O gece saat yaklaşık on ikide eve döndük. O ruh hâli her zaman zihnimde kalmıştır.”

İslam’a Karşı Mücadelenin Yeni Dönemi

Ayetullah Arafi, bugün düşmanların İslam’a ve İslam İnkılabı’na karşı topyekûn bir mücadele yürüttüğünü belirterek şöyle dedi: “Son iki yılda yaşananlar İslam’a, ilahî değerlere ve İslam İnkılabı’na karşı mücadelenin yeni bir safhasıdır.”

Son olaylardaki aldatılmış akımlara da değinen Ayetullah Arafi, şu uyarıda bulundu: “Rehavete kapılmamalıyız; sanal ortamda ve çeşitli içerik üretimleri aracılığıyla dine karşı ağır saldırılar gerçekleştirilmektedir.”

İlim Havzaları Müdürü, talebe ve ruhaniyetin ağır sorumluluğuna dikkat çekerek şöyle vurguladı: “Bizler sahada görev yapan askerler olmalıyız; bir tek kişiyi hidayete erdirmek için dahi olsa meydana inmeliyiz. Bir kişiye yapılan tebliği bile önemli görmeliyiz.”

İslam’a Karşı Mücadelenin Yeni Dönemi; Savunmacı Yaklaşımın Yanında Saldırı Stratejisinin Gerekliliği / Ramazan Ayında Ülke Genelinde 50 Bin Tebliğcinin Görevlendirilmesi

Zorlu Medeniyetler Arası Mücadele ve Saldırı Stratejisinin Gerekliliği

Ayetullah Arafi, tebliğ camiasının günümüzdeki zorlu medeniyetler arası mücadele alanının farkında olması gerektiğini belirterek şöyle dedi: “Biz bugün, Batı’nın maddi kültürünün saldırısıyla şekillenen ağır bir mücadele sahasının tam ortasındayız. Bu sahada rol üstlenmek; ilim ister, bilgi ister, ahlak ister, ihlas ister, sebat ve direniş ister; hikmet ve basiret ister; ayrıca İslam’ı hedef alan fikrî düşmanları tanımayı gerektirir. Bu mücadeleyi ve savaş alanını tanımak, Batı’nın İslam’a ve dine saldırırken dayandığı fikrî temelleri ve başlangıç noktalarını bilmek son derece önemlidir.”

İslam İnkılabı Rehberi’nin bu konudaki tekrar eden vurgularına işaret eden Ayetullah Arafi şöyle dedi: “Şüphe ve itirazların hücumuna karşı iki tutumumuz vardır:

Birincisi savunmacı tutumdur ki mutlaka olmalıdır; düşmanın sözünü dinlemeli, anlamalı ve doğru bir mantıkla cevap vermeliyiz.

İkincisi ise hem teorik hem de sahadaki saldırı tutumudur. Saldırı tutumu, Kitap ve Sünnet’in içinden hakikatleri çıkarmak, İslam İnkılabı tecrübesinden görüşler üretmek ve düşmanın siperlerine hücum etmek demektir. Bu, defalarca üzerinde durulan büyük bir sanattır.”

Tebliğ İlme Dayalı, Halk Merkezli ve Eğitim Eksenli Olmalıdır

İlim Havzaları Genel Müdürü, tebliğ anlayışında dönüşümün gerekliliğine vurgu yaparak bu alandaki temel noktaları şöyle açıkladı:

1. İlme dayalı tebliğ

Tebliğin güvenilir kaynaklara ve derin dinî bilgiye dayanması gerektiğini belirten Ayetullah Arafi şöyle dedi: “Tebliğimiz ilme dayalı olmalı ve hüccet (dinî delil) gücüne sahip bir temele dayanmalıdır. Eğer ahkâm konusunda tebliğ yapıyorsak, dayanağımız İslam’ın zengin fıkhı olmalıdır ki bu, fıkhın çeşitli bablarına ve “El-Urvetü’l Vuska” ve “Tehrir el-Vesile” gibi muteber eserlere uzanır.

Eğer itikadî konulara giriyorsak, kelamî temeller ve sağlam eserler; Muhammet Hüseyin Tabatabai, Murteza Mutahhari, Muhammet Taki Misbah Yezdi ve Ayetullah Cevadi Amuli gibi güvenilir kelamcı ve filozofların yaklaşımları çalışma zemini olmalıdır.

Eğer rivayetlere yöneliyorsak, hadis ilmini bilmeliyiz; rivayet ve hadis kaynaklarını doğru şekilde tanımalı ve değerlendirmeliyiz.”

2. Havza faaliyetlerinin ruhu ve ekseni: Tebliğ

Ayetullah Arafi, Yüce Rehber’in beyanına atıfta bulunarak tebliğin bütün havza çalışmalarının ruhu ve merkezi olduğunu ifade etti ve şöyle dedi: “Bilimsel üretimlerimizde dahi tebliğ meselesine güçlü bir bakış açısıyla yaklaşmalıyız. Havzadaki tüm akımlar, tebliğ perspektifine ve tebliğ sahasında aktif varlığa sahip olmalıdır.”

3. Tüm ihtiyaç ve muhatapların kapsanması

İlim Havzaları Genel Müdürü, tebliğin bütün ihtiyaç alanlarını kapsaması gerektiğini belirterek şöyle dedi: “Tebliğin hem genel hem uzmanlık gerektiren türleri vardır; hem geleneksel hem de yeni yöntemleri bulunmaktadır. Havzanın kurumsal yapıları ve motivasyonu yüksek talebe ve faziletli âlim kitlesi, işi öyle bir şekilde taksim etmelidir ki çalışmanın bütün boyut ve yönleri dikkate alınsın; Milli Eğitim, üniversiteler, çeşitli kurumlar ve başta camiler olmak üzere diğer alanlar bu çerçevede yer almalıdır.”

4. Halkla iç içe kalmak ve halkalar oluşturmak

Ayetullah Arafi, tebliğin halk merkezli kalması gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi: “Başarılı bir tebliğci, sahaya inen ve Ramazan ayı sonuna kadar en az on halka oluşturabilen kişidir. Ders görmüş gençleri, öğretmenleri, eğitmenleri, Besic mensuplarını, esnafı ve üniversite öğrencilerini öyle bir şekilde yetiştirmelidir ki tebliğin güçlendirilmesi ve sürdürülmesi yükünü kendileri omuzlasınlar.”

5. Tebliğ kurumları arasında koordinasyon

Ayetullah Arafi, İran Vakıflar ve Hayır İşleri Kurumu, İran İslami Tebliğ Teşkilatı, üniversitelerde ve silahlı kuvvetlerde Rehberlik Temsilciliği kurumu ve Cuma imamları dâhil olmak üzere çok sayıda tebliğ kurumu bulunduğunu belirterek şöyle dedi: “Yaklaşık yirmi farklı yapı tebliğ faaliyetinde bulunmaktadır. Bu yapılar arasında koordinasyon sağlanmalıdır; ayrıca havza dışı kurumlarla eşgüdüm de önemli bir görevdir ve mutlaka gerçekleştirilmelidir.”

6. Günümüz mümin gencinin artan değeri

İlim Havzaları Genel Müdürü, genç neslin hassas durumuna değinerek şöyle dedi: “Bugün camiye, Besic’e ve dinî faaliyetlere yönelen bir gencin değeri; İslam İnkılabı ve Kutsal Savunma döneminde fedakârlık yapan gençten çok daha yüksektir. Neden? Çünkü biz o gençlik döneminde her gün en fazla iki üç farklı söylemle karşılaşıyorduk; oysa bugün aziz gençlerimiz binlerce gayr-i ilahî ses ve çağrının etkisi altındadır. Bu kadar çok saptırıcı unsur, bugünün gencini kuşatmış durumdadır.”

7. Eğitim eksenli tebliğ

Ayetullah Arafi, tebliğin hem doğrudan hem dolaylı yöntemleri, hem geleneksel hem de yeni araçları birlikte dikkate alması gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi: "Tebliğde asıl olan, mesajın ne kadar derinlikli aktarıldığını görebilmektir. Bizim kültürümüzde “tebliğ” kelimesi terbiye/eğitim köküne dayanır; onun özünde eğitim bulunmaktadır.”

8. Marifetin farklı düzeylerini kapsamak

Ayetullah Arafi şöyle belirtti: “Tebliğimiz, İslam’ın temel marifetlerinden başlayarak günümüz meselelerine ve bu geniş çerçeveden doğan İslam İnkılabı konularına kadar farklı seviyeleri kapsamalıdır.”

Tebliğ Alanındaki Dönüşüm ve Kazanımlar

Tebliğ bütçelerinde artış

İlim Havzaları Genel Müdürü, Tebliğ Muavinliğinde yaşanan köklü değişimlere değinerek şöyle dedi: “Mevcut destek ve imkânlar sayesinde son iki-üç yılda tebliğ bütçelerinde dikkat çekici bir değişim yaşanmıştır. Belki inanmak zor olabilir, ancak bu bütçeler yirmi kat artmıştır. Bu artış ağırlıklı olarak merkez teşkilatta harcanmamış, tebliğ ağlarına aktarılmıştır.”

“Emin Projesi”: Emin Tebliğcilerin sayısı 2 binden 20 bine çıktı 

Ayetullah Arafi, havzanın en önemli tebliğ projelerinden biri olan “Emin Projesi”ne değinerek şunları söyledi: “Başlangıçta bir-iki bin tebliğciyle ve birçok kısıtlamayla yürütülen sınırlı bir proje olan Emin Projesi, bugün on beş ila yirmi bin tebliğciye ulaşmıştır. Nihai hedefimiz, ülke genelindeki yüz bin okul için yüz bin tebliğci yetiştirmektir.”

Bu büyük çalışmada görev alan Emin tebliğcilere ve özellikle okullarda bu görevi üstlenen kadın talebelere teşekkür eden Ayetullah Arafi, şunları ifade etti: “Havza Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, Emin Projesi’ni tanımak ve değerlendirmek amacıyla bilimsel bir çalışma yürüttü; bu kapsamda yüzlerce tebliğci, muhatap, okul yöneticisi ve öğrenciyle mülakatlar gerçekleştirildi.”

İslam’a Karşı Mücadelenin Yeni Dönemi; Savunmacı Yaklaşımın Yanında Saldırı Stratejisinin Gerekliliği / Ramazan Ayında Ülke Genelinde 50 Bin Tebliğcinin Görevlendirilmesi

"Emin 1” Projesi

Ayetullah Arafi, “Emin 1” projesine değinerek, bu modelde okul yönetiminin basiretli ve yetkin bir talebeye emanet edildiğini belirtti ve şöyle dedi: “Kum’da elli iki kişi, ülke genelinde ise birkaç yüz kişi bu projeden yararlanmıştır. Projenin önemli bir kısmında kadın talebeler de yer almaktadır.”

Hicret Projesi'nin genişlemesi

İlim Havzaları Genel Müdürü, Hicret Projesi’nin bin küsur tebliğciden yedi-sekiz bin tebliğciye çıkarıldığını ve bu kişilerin mahrum bölgeler ile köylerde görev yaptığını belirterek şöyle dedi: “Bu projede İran İslami Tebliğ Teşkilatı ile tam bir koordinasyon içindeyiz.”

Diğer Tebliğ Projeleri

Ayetullah Arafi; “Beyyinat”, “Sekaleyn”, “Habl’ul-Metin”, “Hayr’ul-Beriye” ve “Dinî Sosyal Destek (Mededkâri-yi Dinî)” gibi çok sayıda projeye işaret ederek şöyle dedi: “Bu projelerle birlikte yirmiyi aşkın temel proje ya güçlendirilmiş ve tamamlanmış ya da temelden inşa edilmiştir. Bu projelerin hiçbiri raflarda beklememektedir; hepsi sahada uygulanmaktadır.”

Ramazan Ayında 50 Binden Fazla Tebliğcinin Görevlendirilmesi

Ayetullah Arafi, tebliğci görevlendirmelerinde dikkat çekici bir artış yaşandığını belirterek şöyle dedi: “Geçtiğimiz Ramazan ayında görevlendirme sayısı kırk bine ulaşmıştı. Bu yıl ise Şûra’nın, mercilerin ve Yüce Rehberliğin desteğiyle ülke genelinde elli binin üzerinde görevlendirme gerçekleştirilecektir.”

Bu alanda on tebliğ kurumunun benzeri görülmemiş bir koordinasyon içinde olduğunu ifade eden Ayetullah Arafi şunları söyledi: “Bu yılki görevlendirmelerde genel sevklerin yanı sıra, Milli Eğitim, üniversiteler, cezaevleri ve çarşı-pazar gibi alanlara öncelik veren uzmanlık temelli görevlendirmelerde ve bu sahalar için özel içerikler hazırlanmıştır.”

Yeni görevlendirmelerin on beş ayırt edici özelliği bulunduğunu belirten Ayetullah Arafi, şu açıklamada bulundu: “Bu sevkler geçmişe göre daha koordineli, nitelik açısından geliştirilmiş, hem kadın hem erkek, hem İranlı hem de yabancı tebliğcileri kapsamaktadır. Yabancı uyruklular meselesine de özel önem verilmiştir. Bu görevlendirmeler için uygun içerikler üretilmiş olup, iki gün önce yirmi kitap ve risalenin tanıtımı yapılmıştır.”

Bilimsel ve Eğitsel Destekler / 900 Tebliğ Yeteneğinin Tespiti ve Sanal Tebliğin Başlatılması

Ayetullah Arafi, Kapsamlı Sanat Sistemi’nin tasarlanması ve “Semavî Sanatlar Festivali”nin düzenlenmesine değinerek şöyle dedi: “Yaklaşık otuz beş rehberlik kurulu doğrudan tebliğ alanıyla irtibatlıdır. Bu çerçevede dokuz yüz tebliğ yeteneği (seçkin isim) tespit edilmiştir. Ayrıca ilk kez sanal tebliğ faaliyeti başlatılmış olup, şu anda Kum dâhil on–on iki şehirde yaklaşık bin kişi bu alanda aktiftir.”

Ayetullah Arafi, Tebliğin Kapsamlı Planı’nın Havza Yüksek Konseyi’nde onaylandığını belirterek şunları ekledi: “Üzerinde iki-üç yıl çalışılan bu plan, Yüce Rehber’in tekrar eden vurguları doğrultusunda hazırlanmış ve nihayet sonuca ulaştırılmıştır.”

Uygulamalı Mesleki Eğitim Merkezi

Ayetullah Arafi, Uygulamalı ve Beceri Temelli Eğitim Merkezi ile Talebeler için Beceri Evi’nin kurulmasına işaret ederek şöyle dedi: “Son iki-üç yıl içinde kırk ila elli bin kişi bu kurslara katılmıştır. ‘Yetenek ağacı’ tasarlanmış ve burada yaklaşık yüz kurs tanımlanmıştır. Bunların yarısı doğrudan tebliğ alanıyla ilişkilidir.”

Tebliğ Alanında 54 Uzmanlık Dalı

İlim Havzaları Genel Müdürü, Havza Bölüm Ağacı’nın hazırlanmasına değinerek şöyle dedi: “Bu yapıda yaklaşık dört yüz bölüm, alt dal ve eğitim kademesi tanımlanmıştır. Bunların elli dördü doğrudan tebliğ alanıyla bağlantılıdır ve yaklaşık on beşi hâlihazırda uygulanmaktadır.”

Ayetullah Arafi; Tefsir, Kelam, İmamet ve Mehdeviyet gibi alanları, ruhaniyetin kültürel meselelerle yüzleşmesinde güç kazandıran önemli uzmanlık dalları arasında sayarak şunları ekledi: “Tebliğ Külliyesi temellendirilmiş, ‘öğretmen-tebliğci’ yetiştirme programı gündeme alınmış ve sanal ortam ile din alanında yeni bölümler açılmıştır.”

Şüphelere Cevap Merkezleri

Ayetullah Arafi, Havza Şüphelere Cevap Merkezi’nin faaliyetlerinin incelenmesi amacıyla iki ayrı Muavinler Şûrası toplantısı yapıldığını belirterek şöyle dedi: “’WikiPasokh’ (wikicevap) sitesi ve diğer merkezleri mutlaka inceleyin. Günümüzde gündeme getirilen şüphelerin büyük kısmına orada cevap verilmiştir. Yirmi altı havza kurumu çeşitli şekillerde şüphelere cevap verme faaliyeti yürütmektedir.”

İslami İlimlerde Yapay Zekâ

İlim Havzaları Genel Müdürü, İslami ilimler alanında yeni yapay zekâ bölümünün yakında tanıtılacağını duyurarak şöyle dedi: “Yarın saat 10’da, İslami ilimler alanında yapay zekâ kapsamında birkaç yeni ürünün tanıtım töreni gerçekleştirilecektir. Bu çalışmalar, Nur İslami Araştırma Merkezi’nde on yıllık kesintisiz emeğin ürünüdür.”

Ayetullah Arafi sözlerini şöyle sürdürdü: “Akıllı teknolojiler İslami ilim ve marifetler alanına dâhil edilmelidir ki bu yeni araçlardan yararlanırken aynı zamanda mevcut tehdit ve fırsatlar da doğru şekilde tespit edilip yönetilebilsin.”

İslam’a Karşı Mücadelenin Yeni Dönemi; Savunmacı Yaklaşımın Yanında Saldırı Stratejisinin Gerekliliği / Ramazan Ayında Ülke Genelinde 50 Bin Tebliğcinin Görevlendirilmesi

Caminin Merkezi Konumu ve Ruhaniyetin Direnişine Teşekkür

Ayetullah Arafi, caminin ihyası için yürütülen çok yıllı çalışmalara değinerek şöyle dedi: “Üç-dört yıl önce İran İslami Tebliğ Teşkilatı Politika Belirleme Konseyi’nde caminin ihyası için projeler hazırlanarak Yüce Rehber’e sunuldu. Geçen yıl da Rehber, Cuma İmamları Politika Konseyi, havza, Tebliğ Teşkilatı, Vakıflar Kurumu ve Besic’ten oluşan bir karargâhın kurulması talimatını verdi. Ancak bizim vurgumuz şudur: Caminin asıl sorumluluğu bizim ve sizin elinizdedir; ‘model cami’ için hicret etmek bir zorunluluktur.”

İlim Havzaları Genel Müdürü, ruhaniyete yönelik ekonomik sıkıntılar ve saldırılara da değinerek şunları söyledi: “Bugün yaşanan pahalılık, enflasyon ve icra zafiyetleri bizim adımıza yazılıyor. Oysa ruhaniyetin yüzde doksanından fazlası ortalamanın altında bir geçim seviyesinde, bütün zorluklara rağmen İslam İnkılabı ve dinin yanında dimdik durmaktadır. Bu direniş, talebelik ruhunun büyüklüğünü göstermektedir.”

Uluslararası Tebliğ ve Küresel Muhatap

Ayetullah Arafi, faaliyetlerin ikinci ekseni olan yurt dışı tebliğe işaret ederek şöyle dedi: “Uluslararası el-Mustafa Üniversitesi, Ehlibeyt Topluluğu ve İslam Kültürü ve Bağlantıları Kurumu gibi uluslararası kurumlarla iş birliği alanında nispeten iyi adımlar atılmıştır.”

Küresel muhataba dikkat çekilmesi gerektiğini vurgulayan Ayetullah Arafi şöyle konuştu: “Havzanın muhatabı bugünün sekiz milyar insanıdır; ancak biz bu nüfus için yeterince çalışma yapmış değiliz ve önümüzde uzun bir yol vardır. Bu alanın sorumluluğu yalnızca diğer kurumlara ait değildir; havza mutlaka burada da öncülük etmeli ve aktif rol üstlenmelidir.”

Havzanın Kurumlar için Uzman Kadro Yetiştirme Taahhüdü

Ayetullah Arafi, tüm tebliğ kurumlarına hitaben şu vurguyu yaptı: “Burada taahhüt ediyorum ki hangi tebliğ kurumu ihtiyaç duyarsa, taleplerini yazılı ve açık şekilde iletsin; biz de eğitim ve araştırma sistemi çerçevesinde onlar için uzman kadro yetiştirecek ve imkânlarımız ölçüsünde gerekli içerik üretimini gerçekleştireceğiz.”

Bazı kurumların taleplerine de değinen Ayetullah Arafi, örneğin üniversitelerdeki Rehberlik Temsilcisi Kurumu uzman personel temini için havzaya başvurduğunu belirtti. Ayrıca Cuma İmamları Politika Belirleme Konseyi ile anlaşmaya varıldığını; Cuma imamı ve cemaat imamı yetiştirmeye yönelik bölüm ve programların tasarlandığını ve geçen yıldan itibaren uygulanmaya başlandığını, gelecek yıldan itibaren de mezun vermeye başlayacağını ifade etti.

Son Mesaj

Ayetullah Arafi, konuşmasının sonunda Feyziyye Medresesi’nden verilen bu akşamki mesajın din ve inkılap yolunda sebat ve direniş olduğunu belirterek şöyle dedi: “Hepimiz daha fazla hizmet için yeni bir nefes almalıyız. Tüm tebliğcilere, yöneticilere ve kültürel ve havza kurumlarında görev yapan herkese teşekkür ediyorum; toplumun bugünkü ihtiyaçlarına cevap verebilmek için kendimizi yeniden inşa etmemizi istiyoruz.”

Ayetullah Ârafi konuşmasının sonunda Hz. Muhammed (s.a.a.) ve Âl-i Muhammed’e (a.s.) salavat getirerek, bu toplantıda dile getirilen tüm hususların imkânlar ölçüsünde dikkate alınıp takip edileceğini ifade etti.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha